2016/03/06

Bir Anı

Bu yaklaşık bir beş sene öncesinin anısı. Lisedeyken tıpkı diğer liseli çoğunluk gibi ben de giyim kuşam kurallarına pek önem vermezdim ama en azından diğerlerinden daha edepli giyinirdim. Kafam çeşitli renklerde değildi, eteği kıçıma kadar çekmezdim (aksine ben pantolon giyiyordum) ve şeffaf gömleğimin içinden hocalarıma sutyenimin rengini göstermezdim. Tek yaptığım gömleğimin en yukarıdaki düğmesini çözüp okul hırkası yerine üzerime başka bir hırka giymekti. Rahatıma düşkün bir insanım ben çünkü, gömleğin beni sıkmasından, eteğin oramı buramı açıkta bırakmasından ve yünlü hırkanın alerjimi tetikleyip durmasından hoşlanmazdım. Bu yüzden okulun içinde sokak dilencileri gibi dolaşıyordum.

Neyse konumuz bu değil. Otuzunu geçmiş olmasına rağmen evlenmemiş sarışın bir müdür yardımcımız vardı ve bizim giyim kuşamımızdan falan sorumluydu. Neresinden bakarsan bak kadının bu mesleği iğrenerek yaptığı aşikardı. Sürekli yüzünde tiksinmiş bir ifadeyle gezer, öğrencilere tahammülü olmaz, sürekli bağırır çağırırdı. "Topla gömlekleri! Eteğini indir! Saçlarını topla!" Okulun ilk günü saçlarımın uçları farklı renk diye beni bir kenara çekmiş ve "Ertesi gün bu saçlar kaşlarının renginde olacak." demişti. Benim gibi sıradan bir öğrencinin liseye böyle başlaması oldukça gücüme gitmişti. Eve geldiğimde hışımla saçlarımı boyatıp hemen ertesi günü odasına gitmiş ve "Olmuş mu?" diye sorup onaylatmıştım.

O günden beri kadın beni ne zaman görse yüzünde garip bir ifade oluşurdu. O geldiğinde hırkamı çıkarır, gömleğimin düğmesini ilikler ve karşısına gülümseyerek çıkardım. Yüzünde yine o onaylayan ifadeyle bana bakardı. O gittikten sonra hırkalar yine ortaya çıkardı falan...

Bir gün etekleri kıçında dolaşan arkadaşlarımla koridorda yürürken bu kadın bizi yine yakaladı. "Eteklerinizi düzeltin! Saçlarınızı toplayın! O küpeleri çıkart kızım!" Onlar kaçsın diye kendimi öne atıp ona bir soru yöneltmiştim, ne olduğunu hatırlamıyorum sanırım ders programıyla ilgili bir şeydi. Soruma cevap verdikten sonra bana bakmış ve kendisini anladığımı söylemişti. Yani kast ettiği şey onunla kafalarımızın uyuştuğu gibi bir şeydi sanırım. Yüzünün ilk defa gülümsediğini gördüğümde tüylerimin diken diken olduğunu hatırlıyorum. Bir şekilde aramızda görünmez bir bağ oluşmuş gibiydi. Kimi zaman o asık surata bakıp "Acaba ileride ben de böyle olur muyum?" diye düşünürdüm. Sayılı insanla anlaşabilen sert görünümlü, soğuk, yalnız  bir bayan.

Üzerinden seneler geçtikten sonra onu yine gördüm. Eski okul yolumdan evime doğru gidiyordum. Bana doğru yürüyordu. Selam vermek için ona baktım ama o beni bırak etrafına bile bakmıyordu. Yanımdan yürüyüp geçti. Asık suratı ve soğuk aurasıyla.

Onun gibi olacağımı sanıyorum. Ve bu beni korkutuyor.

3 yorum:

  1. bir dakika? burada senden bahsediyoruz değil mi?
    yanlışlık yok. şu an yazıyı iki defa okudum ve sanırım yanlışlık yok ama bana sorarsan olmalı. çünkü tanıdığım en içten ve candan insanlardan birisin Shuu. bu nedenle gerçekten aklına sarışın ruhsuz öğretmenin gelmesin. başka biri söylemiş olsa, omuzlarından tuttup sallayarak "kendine gel, burada Shuu'dan baksediyoruz" diye sallardım. açıkça, bunu sana da demek istiyorum ve bir tutam çekiniyorum. tuhaf ki çekindiğimi de yazıyorum. galiba ikilemler içinde gidiyorum. her neyse benim gelgitlerimi kenara bırakalım, çünkü pek önemsiz oluyorlar kimi anlar. fakat bunu yapabilirdim. sonrada büyük ihtimal vatandaş baş dönmesinden beni kovalardı, o ayrı mesela. lakin, hakikatten o tarzda bir insana dönüşeceğini düşlemem, hatta yazıyı iki defa okuma amacımda biraz üzerimde ki şaşkınlık. yoldan gelip geçen, selam dahi vermeye tenezzül etmeyen birisinin dediğine bakıp canını sıkma. sen küçük ayrıntıların üzerinde dahi duran, ince birisin, -benim tanıdığım kadarıyla- ki; o yazını okuyunca senin kişiliğinle tam hilafta olan bir kişilik canlandı öğretmen için gözümde. zaten şayet ince yapılı birisi olmasan bu denli üzerinde durmazdın ve lütfen de durma. nitem canını sıkacak bir hadise değil. yanlış anlama, küçümsemiyorum yazdığını, öyle bir gayem de yok. sadece moralini bozacak bir durum olmadığını, zira geçmişinde yer alan sarışın saçlı bayanın asla sen, seninde asla o olamayacağını demek istiyorum. eminim bunu tek ben düşünüyorum, burada blogunu takip eden, yazdıklarını okuyan ve seni tanıyan çevrende öyle düşünüyordur. :3

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sanırım fazla kuruntulu bir insan olduğumdan önemli olan dışında kalan bütün gereksiz şeyleri düşünüyorum. Kimi zaman felaket tellalı gibi davranıyorumfgsd Kişiliğimin acilen düzeltilmeye ihtiyacı var.
      Düşüncelerin için teşekkür ederim River. Çok tatlısın ve en değerli arkadaşlarımdan birisin bunu unutma. <3

      Sil
    2. öyle düşünmeyesin ki, bence senin çok tatlı ve samimi bir kişiliğin var. düşündüğünü iyi veya kötü her ne ise; o an aklındakileri yansıtmaya çalışıyorsun, bu çoğu kişinin cesaret edemediği bir şey. vede ne demek, yalnız hissettiğimi söyledim. ^^
      sen de benim için kıymetli bir arkadaş ve insansın Shuu. gerçi bunu bilsende (belki bilmesen de, zira bazen duygularımı tam kelimelere yansıtamadığımı düşünür, yazdıklarım boş bir kabuk gibi gelir) yine de belirtmek istedim.

      Sil

Tasarım: Zuri