2017/10/01

Bir Şaka (Kısa Hikaye)

"Bu şekilde karşılaşacağımızı tahmin etmemiştim doğrusu."
Yüzünde en ufak bir duygu izi bulundurmaksızın altı halkalarla sarılmış gözlerini tek bir noktaya dikmişti. Hıristiyan adetlerine göre yapılmış mermerden bir mezar taşı. "Daima Sevgiyle Hatırlanacak" yazıyordu üzerinde el yazısıyla. "Sadık bir eş ve sevgi dolu bir anne. Tsukiko Crane." Bir de taşın dibine köklerinden kopmaması için tütsü yerleri yapılmıştı. Tütsüler bir haftadır aralıksız yağan yağmurlardan dolayı bitmeden ıslanıp sönmüşlerdi.
 "O kadar da üzülmedin." diyordu içindeki ses elindeki çiçeği yavaşça tütsülerin arasına bırakırken. Kırmızı zambak. Tsukiko'nun en sevdiği çiçekti. İnancına göre, diğer bir deyişle kocasının inancına göre yeniden doğuşu simgeler. Acaba Tsukiko bunu biliyor muydu? "Yanındaki mezarı ayırtmak ister miydin? Hani, ne olur ne olmaz?"
İçindeki sesi duymazlıktan gelerek doğruldu ve gitmeden önce son kez mezar taşına baktı eski sevgilisinin.
Bu onu son görüşü olacaktı.

"Bir haftadır devam etmekte olan sağanak yağış tüm şehri felç etmiş durumda. Barajlar doldu ve gördüğünüz üzere arkamdaki yol tamamen su altında. İnsanlar karşıdan karşıya geçebilmek için ya suyun içine dalıyor ya da arkamda gördüğünüz vatandaşlarımız gibi pratik çözümler buluyorlar."
Çamurlu suyun içinde yüzen renkli plaj yatakları. Kahkahalarla gülen insanlar. Ardından kırsal kesimlerden birinde çıkan selde kaybolan insanları konu alan başka bir haber. Ağlayan yüzler, çamurlu suyun içinde yüzen eşyalar.
Kumandayı eline alıp televizyonu kapattı. Medyanın her şeyi malzeme haline getirmesinden oldu olası nefret etmişti. Sonu gelmeyen iç geçirişleri bir paket sigarayı daha tüketmişti. Geniş salonun tavanı dans eden beyaz hayaletlerle doluydu. Özgürlüklerine kavuşabilsinler diye kalkıp pencerelerden birini araladı ve izmarit dolu küllüğü kapanmasını önlemek için önüne koydu. Kırk dört yıllık hayatı boyunca sayısız kez bu hayaletleri biriktirme alışkanlığını bırakmaya çalışmış ancak başarısız olmuştu Kenta. Bu akşam da o başarısız girişimlerinden birine daha imza atmıştı.
"Tebrikler!"
Kendini alkışladı ve ayağa kalkıp pencere dibindeki süs çiçeklerini suladı. Her gün bu küçük şeylerin hayatını bir kademe daha zorlaştırdığından yakınır, her seferinde de yanlarına bir yenisini daha eklerdi. Hareket edemeseler de, konuşamasalar da onları dünyadaki bir çok şeyden daha anlamlı ve ilgi çekici buluyordu. Yalnızca varoluşları bile bir çok şey anlatıyordu anlamak isteyene.
Çiçek sulama kabını mutfağa geri götürdü. Dönüşte bir çift ölü gözle karşı karşıya gelmişti. Kalbi bir anlığına hızla çırpındı. Ardından iç geçirişlerine bir yenisini ekledi.
"Ah. Benmişim."
Aynada çökmüş göz altlarını ve inceden beyazlayan saçlarını inceledi. Yaşlanmaya dair işaretler boy göstermiş olmasına rağmen senelerdir yüzünde belirgin bir değişiklik olmamıştı. Sanki kendini bildi bileli bu haldeydi. Bir altmış beş boy, siyah düz standart kesim saçlar, kemikli eller, ölü gözler.
Ölü gözlerin yaşlanmayla uzaktan yakından alakası yoktu.
Ölü gözler hep vardı. Ve bundan sonra da olacaktı.

Biip biip. Gün değişimi.
Ölü gözler dönüp duvarda asılı saate baktı. Saatin ortasındaki tarih bölmesi iki Kasım'ı gösteriyordu.
"Doğum günün kutlu olsun." dedi kendi kendine. "Sürprizlere açık ol, Ken-kun. Kim bilir, belki hayatının mucizesiyle karşılaşırsın."
Bunu söylerken Tsukiko'yu taklit etmişti.
"Hayatımın mucizesi benden seneler önce ayrılıp bir yabancıyla evlendi ve uzaklara gitti. Şimdi o kadar uzakta ki bu dünyada bile değil."
Kalkıp pencereyi kapattı ve ışıkları söndürdü.
"Mucizeler ancak bir çocuğun inanabileceği ölçüde gerçek."

(devam edecek)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Tasarım: Zuri